Gönderen: adalarpostasi | 06 Ocak 2009

ADALAR POSTASI-2219: büyükada’da kaldırımda yürürken…

ADALAR POSTASI
6 Ocak 2009

http://cgi.ebay.com/TURKEY-PRINKIPO-OLD-PHOTO-POSTCARD_W0QQitemZ300284586331QQcmdZViewItemQQptZLH_DefaultDomain_0?hash=item300284586331&_trksid=p3286.c0.m14&_trkparms=72%3A1205%7C66%3A2%7C65%3A12%7C39%3A1%7C240%3A1318%7C301%3A1%7C293%3A1%7C294%3A50

* * *
ADALAR’da TARIHTE O GUN:
22 Ekim 1890 Carsamba gunlu Heybeliada’da kayikci Estakiye’ye ve saireye madalya itasi hakkinda…

* * *
http://dmi.gov.tr/tahmin/il-ve-ilceler.aspx?m=BUYUKADA uyarinca
6 Ocak 2008 Sali gunu Buyukada’da
HAVA DURUMU:
yagmurlu
3/6ºC
% 82-96 nem
D 16km/sa
* * *
Cicely Mary Barker, The Gorse Fairies.
* * *

1- Gunduz Vassaf: “Buyukada’da kaldirimda yururken birden kendimi yerde kafamdan kanlar fiskirirken buldum…”

2- Emine Cigdem Tugay: “Gecmisler oldu mu? Olsun!”

3- Ali Senalp: “Blog sayesinde ADALAR POSTASI’ni nihayet derli toplu gorebiliyorum…”

4- Erendiz Ozbayoglu: “ADALAR POSTASI’ni okuyamayanlardandim…”

5- Ocak 6, Teofania Yorutusu kutlu olsun! Bu sene Burgazada sahillerinden hac suya atildi atilacak…

6- 112 Acil saglik hizmetleri kapsamindaki helikopter ambulans, basta Adalar olmak uzere Istanbul merkezine 30 dakikayi asan mesafelere ucretsiz hizmet veriyor!

7- Ovgun Ahmet Ercan: “Kamuya acik konusmayi dinlemeye cagrilisiniz…”

ADALAR POSTASI’nin 2219. sayisinda…
)O(

………………………………………………….1
http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=YazarYazisi&ArticleID=913593&Yazar=%20&Date=05.01.2009&PAGE=

Radikal, 21.12.2008
Gunduz Vassaf

Gundelik yasamda demokrasi platformu

Yillar sonra yurtdisindan yeni donmus Istanbul’da komsularimla evde oturuyordum. Elektrik kesildi. Arizanin numarasini kimse bilmiyordu. Ogrenip aradim. Kesintinin nedenini, ne kadar surecegini sordum. Bildirdigim icin tesekkur edip ilgilenecegiz dediler. Komsularim arizayi aramami alaya aldi, ilgililerin cevabina kahkahayi bastilar. “Burasi Turkiye” dediler. Oysa, yarim saat gecmeden elektrik geldi.

Aradan yillar gecti. Buyukada’da kaldirimda yururken, bir anda kendimi yerde kafamdan kanlar fiskirirken buldum. Bir binadan kaldirima dogru monte edilmis, boy hizasinda dogalgaz kutusuna carpmisim. Olaya tanik olan at arabacilari, eczanede yapilan ilk mudehaleden sonra, sikayet etmemi, baskalarinin da kutuya carptiklarini, sikayetlerinin kaale alinmadigini soyleyip, “Ama sizi dinlerler beyefendi,” dediler.

Utandim. Aklimin ucundan gecmemisti sikayet etmek. Demek yillar once benle alay eden, Turkiye’de bir sey degismez diyen, komsularima uyum saglamisim. Belki de aklim, etkileyemeyecegim buyuk meselelerde, o aksam televizyonda Amerikan secimleriyle ilgili neler diyeceklerimdeydi.

Kizdim. Kiligi, sinifi, benden farkli olanlari yetkililer adam yerine koymuyor diye kizdim.

Ama adam gibi davranmadigim icin kendime de kizdim.

Korktugumuzdan, neme lazim dedigimizden, umursamadigimizdan, kendimizi buyuk dava ve dusuncelerin adamlari olmaya adadigimizdan, mangalda kul birakmayan tartismalarimizdan, en siradan vatandas sorumlulugundan kaciyoruz.

Ceberrut devleti daha da ceberrut kiliyoruz.

Rantlari, rahatlari bozulacak olanlar, ne kadar guclu olurlarsa olsunlar, onlara en buyuk gucu veren, vatandasin edilgenligi, umutsuzlugu, bana ne demeciligi.

Turkiye’de bu sanki had safhada.

Zaman zaman birileri ozveriyle basi cekiyor, imzalar toplaniyor, yazilar yaziliyor ama sonucta Istanbul’un gobegine dikilen Gokkafeslere alisiliyor, iskenceciler terfi ediyor, bankalar kredi kartlarimiza farkinda olmadigimiz hizmet bedelleri yukluyor, Ugur Mumcu’larin, Hrant Dink’lerin cinayetleri gundemden dusuyor, hastanelerde tatanoz asisi bulunmuyor, dayakci ogretmenler, tacizci hekimler, bakimevlerinde zincirlenen cocuklar Istanbul’un trafigi gibi gundelik hayatimizin alisilmis parcasi oluyor.

Edilgen kaldikca ezenleri ozgurlestiriyoruz.

Tartismakla, tekrarlanan yazilarla, sonu gelmeyen imza kampanyalariyla, oldugumuz yerde sayiyoruz. Sonuc alamadigimiz cabalarla edilgenlesiyor, umudumuzu yitiriyor, bolunup birbirimize ofkeleniyor, bizden sonra gelebilecek olanlara bu yol kapali dercesine toplumsal sorumlulugu cikmaz bir sokak olarak gosteriyoruz.

Baska bir cok ulkeye gore Turkiye’de nice insan ulkesiyle ilgili, dayanismaya ozverili.

“Kucuk” basarilarla ancak adim adim olusturulabilen toplumsal seferberligin,
ulke capinda ortak bir demokrasi platformunun onunde baslica engel,
sirasi gelemeyen gundelik yasantimizdaki somut olaylar onunde suskunlugumuz.

………………………………………………….2
From: Emine Cigdem Tugay
Subject: gecmisler oldu mu? olsun!
Date: November 5, 2008 2:14:31 AM EET
To: Gunduz Vassaf

Her zamanki gibi son anda vapura yetisip vapurun iskele tarafinda Adalar’a nazir yerimi alacaktim ki Gunduz Vassaf’in gozlerini dinlendirmekte oldugunu gorup rahatsiz etmeyeyim dusuncesiyle daha ileriye gecmeyip buldugum yere oturdum usulca! Arada goz ucuyla, gozlerini acarsa bir merhaba diyeyim diye bakmaktayken, elinde tutmakta oldugu havlu kagitlara ve ayaginin atindaki cantaya gozum takildigi anda da yazmaya basladim: Ah! Boston’a donuyor zaar… Eh! Adalar’dan ayrilmanin huznuyle avuc dolusu kagit mendil, bir dahaki sezona degin yetecek kadar cigerlerine Adalar’in deniz havasini olabildigince doldurmak uzere basini da semaya kaldirmis olmali… Elveda Adalar… Elveda martilar… Elveda deniz… Gelecek seneye yine gorusecegiz! Ve dahi bu ani belgeleyeyim supriz bir mektupla da kendisine gondereyim diye gizlice alelacele bir fotografini bile cektim! 4/11/2008 11:33

Gunduz gozlerini acip da benden yana donunce, sevincle bir “Merhabaaaa…”, “Nasilsin,” demeye kalmadan gayetle sakin daha ziyade kendine kizgin bir sesle: “Sorma! At Meydani’nda kaldirimda yururken Yalovalilar’in deposundan cikan dogal gaz kutusuna basimi carptim… kan revan… falan fesmekan…” Hiiii! Amaniiin! Basinin diger tarafinda bant altindan yarasi hafifce kanamakta, gomleginin yakasi da kan icinde! Babamin mutat kemoterapi seansina refakat sonrasi eltimin annesinin cenazesine yetisebilecek miyim minvalinde karmakarisik duygular icindeyken bir de bu manzara, aklim tamamen havada dolayisiyla neden sonra cantadan babamin kemoterapi ilacinin sarili bulundugu buz kalibini cikardim Gunduz’un basina!

Cep telefonum yok, babamla 12:30’da Kadikoy’de vapur iskelesinin onunde bulusup 13:00’te Marmara Universitesi Hastahanesi’ndeki kemoterapi randevusuna yetisecegiz! Bostanci’da Gunduz’den ayrildigim anda dehsetli kizdim akilsizligima derken bir meraktir aldi beni… Adamcagiz basini vurmus, kan revan ve tek basina… Olacak is degil oldu! Dolmusun arka camindan Gunduz’un bindigi taksiyi gozledim, bir firsat yakalasam firlayacagim dolmustan hic degilse telefonunu alacagim, babama refakat sonrasi refakatine geleyim mi diye soracagim derken taksi trafige daha fazla dayanamayip Saskinbakkal’da bir yan sokaga sapiverdi…

Erenkoy Camii’ndeki 3 cenazeye kurban trafikte Kadikoy’e vardigim anda Emirgan’daki Selim araciligiyla Budapeste’deki Arif uzerinden Gunduz’un telefonu soruldu. Ada, Kabatas set ustu telefonlari bulundu ve fekat onun da cep telefonu yoktu! Ciftehavuzlar’daki Amerikan Hastahanesi’ne gidecegini soylemisti ya dolmustakilere sorulmus hastahanenin tarifi ve tam adi bulunmustu! Zamansizlik dolayisiyla dolmus yolcularinin ayrintili bir bicimde tarif ettikleri MedAmerikan’a ugramaya ne yazik ki imkan ihtimal yoktu! Babamla bulusup da neden sonra hastahanenin de telefonu bulununca babamin cep telefonundan 0216 468 25 25 arandi: “Basini carpip da yaralanmis olan arkadasim Gunduz Vassaf polikliniginize gelmis olmali eger mumkunse kendisiyle konusabilir miyim?”, “Basini carptiysa ya Cerrahi ya da Noroloji’ye sevkedilmistir. Aaaa! Evet Noroloji’ye gitmis, 12:40’ta da basina dikis atilmis! Sizi Noroloji servisine bagliyorum,”; “Basini carpip da yaralanmis olan arkadasim Gunduz Vassaf halen servisinizde mi? Iyi mi? Sayet bir sakincasi yoksa kendisiyle gorusebilir miyim acaba?”

Sevgili Gunduz nasilsin? Umarim daha iyicesindir! O duygu karmasasi ve akil karisikligiyla yol boyunca sacma sapan konusup da iyice basini agritmadim umarim! Iki gun Istanbul’da kalsan hic degilse… Gecmisler olsun! Yapabilecegimiz herhangi bir sey olursa lutfen hemen haberimiz olsun! Unutmadan telefonunu bulmak icin hal vaziyetten haberdar olan Arif Caglar: “Oyle Ada’da bensiz dolasirsa basini vurur elbette… Gecmis olsun!” dedi!

Ada sahillerinden selam ve sevgi,

Cigdem’den
)O(

………………………………………………….3
From: Ali Senalp
Subject: RE: ADALAR POSTASI-2218: adalar belediyesi batakligi!
Date: January 5, 2009 5:03:44 PM EET
To: adalar.postasi@gmail.com

Tesekkurler.
Blog sayesinde ADALAR POSTASI’ni nihayet derli toplu gorebiliyorum.
 
Selamlar,
Ali

………………………………………………….4
From: Erendiz Ozbayoglu
Subject: adalar postasi
Date: January 6, 2009 8:09:00 AM EET
To: emine.cigdem.tugay@gmail.com

ADALAR POSTASI’ni okuyamayanlardandim,
simdi iyi olur, okurum!
Tesekkurler,
Erendiz

………………………………………………….5
Bu sene Burgazada sahillerinden hac suya atildi atilacak…
Bakalim bu sefer kim cikartacak?

Teofania Yortusu’yla ilgili okumaniz tavsiyesiyle
Turgay Tuna, “Papaz Haci Suya Atti, Hristo Dalip Cikartti!..”, Denizce (29.1.2008).
yaziysa su linkte: http://www.denizce.com/tunaturgay03.asp

Peki ya Sevgili Bay Statis Arvanitis acaba bizlerle evvel zemanda Ada sahillerinde kutlanan Teofania Yortusu anilarini ve varsa fotograflarini paylasmak ister mi?
Merak ettim vaktiyle Adalar’da ekseriya kim cikartirdi sudan haci?
)O(

………………………………………………….6
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=789712

Zaman, 30.12.2008

Pist yoklugundan 1 hasta tasiyabildi

Saglik Bakanligi`nin aralik basinda Istanbul 112 Acil Servis hizmetine verdigi ilk ambulans helikopter, bir aylik gorev suresinde sadece bir kez hasta tasiyabildi.
Bagcilar Devlet Hastanesi`nde gorevlendirilen ve 2 pilot, 1 doktor ve 1 yardimci saglik personelinden olusan ekiple hizmet veren hava ambulans, bir ambulansta bulunmasi gereken tum teknik cihaz ve donanima da sahip. Ocak ayindan itibaren sayisi 2`ye cikacak olan helikopter ambulans, basta Adalar olmak uzere, Istanbul merkezdeki acil vakalara en kisa surede mudahale etme imkani saglayacak. Trakya bolgesine de hizmet verecek ambulans helikopter hizmetinden Yalova, Kocaeli, Sakarya, Duzce, Bolu, Kirklareli, Edirne, Tekirdag gibi iller de yararlanacak. Helikopter pisti sIkIntIsI nedeniyle su anda sinirli sayida yere inis yapabilen ambulans helikopter, Bagcilar Arastirma Hastanesi haricinde Anadolu yakasindaki Kartal Egitim ve Arastirma Hastanesi ile Sureyyapasa Gogus Hastaliklari Hastanesi`yle bazi ozel hastanelere inis yapabiliyor.

Istanbul 112 Acil Servis Bashekimi Metin Arslan, 7 Aralik`ta hizmete giren helikopter ambulansin su ana kadar bir kez goreve cikmasini, saglik camiasinin yeni gelismeye adapte olamamasina bagladi. Arslan, `Ambulans helikopterin havalanmasinda 112 Komuta Merkezi yetkili. Bizim `onayimiz` olmadan helikopter havalanamaz. Biz hava ambulansini basta Adalar olmak uzere, 30 dakikayi asan uzak mesafelerde kullanmak istiyoruz. Cunku Istanbul`da kara da yaygin bir ambulans agimiz mevcut. Ayrica helikopter ambulans sadece Istanbul`a hizmet vermiyor, tum Trakya hizmet alanimiz icinde. Yalova, Sakarya, Duzce, Edirne, Kirklareli, Kocaeli, Tekirdag hatta Bolu`ya dahi hizmet verebiliriz. Tekirdag`dan gelen bir talebi hemen karsiladik. 112 Acil Servis`ten helikopter ambulansi, Il Saglik Mudurleri, hastaneler, doktorlar hatta vatandaslar da talep edebilir. 112 Acil Servis Komuta Merkezi talebi dikkate alarak en kisa surede cevap verecektir. Butun 112 Acil saglik hizmetleri gibi helikopter ambulans hizmeti de ucretsiz.` dedi.

………………………………………………….7
From: Ovgun Ahmet Ercan
Subject: RE: ADALAR POSTASI-2218: adalar belediyesi batakligi!
Date: January 6, 2009 10:16:50 AM EET
To: adalar.postasi@gmail.com

KAMUYA ACIK KONUSMAYI DINLEMEYE CAGRILISINIZ…

“TURKCE’NIN GUCU”

Sunan : Prof. Dr. Ovgun Ahmet ERCAN
Gunyil : 10 Ocak 2009, Cumartesi 14:00
Yer : Turk Dunyasi Arastirma Vakfi
Yol Gosterme: Suleymaniye Camisi bati kapisi karsisindaki “Darul Ziyafe” sunus tunlugunde (Konferansa Salonunda). Suleymaniye Betikevi (Kutuphanesi) arkasinda bineginizi birakabilirsiniz.

Undekcik : 0532 321-06 91
Undek : 0212 227-77 19

“Turkce, ulusumuzun yapiskanidir. Turkce giderse ulus biter. Turkce konusmayana Turk denmez”
Ilteris M. K. Ataturk,

Ural-Altay (Avrasya) dili konusan boylara Turan soyu denir. Turanlilarin yasadigi ulkeye Turan, diline de Turan dili denir. Turan’lar Avrupa’ya “Kutyak”, Dogu Avrupa’ya “Ural”, Asya’ya “Altay” demislerdir. Turan diline Gundogan’da (Anadolu) Turkce, Azerbaycan’da Azerice, benzer bicimde diger boy ile ulkelerde Oguzca, Turkmence, Karayca, Baskurtca, Tatarca, Hazarca, Gagavuzca, Kazakca, Kirgizca, Karacay-Malkarca, Ozbekce, Uygurca, Yakutca denmektedir. Bunlar Turanca’yi ayri agizlarla, ancak tumu de bir dil yapisina uygun olarak konusurlar.

Boy ya da uluslar dillerine gore ad aldiklarindan, benzer bicimde kendilerini Kirgiz, Kazak gibi adlandirmaktadirlar. Bu ortak dilin bizce yaygin adi Turkce, genel olarak ise Turan Dili’dir. Ayrica Turan yalnizca Orta Asya degil, Turkce’nin konusuldugu tum ulkelerin adidir. O ulke Avrupa’dan Amerika’ya, Afrika’ya, Asya’ya, Avusturalya’ya uzanir.

Anlam olarak Turk “orgutlu topluluk” demektir. Turkce ise Oguz boyunun (Turkiye, Azerbaycan, Turkmenistan, Irak, Iran, Gagavuz) konustugu Turan agzidir. Biz yanlis bir adlandirmayla Orta Asya boylarina “Altayli” yerine “Turki”, Turan dili olan dilleri yerine “Turk Dili” diyoruz. Oysa onlar ne kendilerine, ne de dillerine boyle adlandirmiyorlar.

Bu gun Turkiye’de konusulan dil ne yazik ki Turkce’ye calik Osmanlica’dir. Osmanlica; Turkce yapili, 16 ayri dilin karisimi olan, karma, ulus disi (milleti dislayan) bir dildir. Bu dili yabanci sozcuklerden arindirmadan, ne Turkce’yi ne de Turk Ulusunu olusturamayiz. Kaldi ki, Osmanlica bir “kamu (halk)” dili degil, bir “sarayli” dilidir. Ilhanlik (imparatorluk) doneminde karma dil olan Osmanlicayi konusan oran yalnizca yuzde 1 idi. Geri kalan 99 kisi ari, duru Turkce konusuyordu. Ancak, bunlardan pek azi yazip okuya biliyordu.

1975’ten beri suren calismalarimin amaci, kendilerine Turk demeyip Rumi diyen Osmanlilarca unutturulan Turan dili sozcuklerini bularak, onlari Oguz agzina uyarlayarak, Turkce’ye kazandirmaktir. Burada konu konu goreceginiz, yeniden taniyacaginiz sozcukler size yabansi gelebilir. Ancak onlar ari, duru, dogru, gercek Turan kok sozcukleridir. Onlari ne olcude anlamiyorsak, o olcude Turkce’den uzaklastik demektir. Nasil kisioglu, kendi govdesini, sacini, ayaklarini, yuregini sevmese de degistiremez ise, kok dilinin sozcuklerini de oyle benimseyecektir. Onlar bizim yapi taslarimizdir. Uzaklastigimiz sozcukleri sanki yeniden yabanci dil ogreniyormuscasina ogrenecegiz. Oteki turlu adina “Karma Turkce” denilen, Turkce ile iliskisi olmayan yeni bir dili turetmekteyiz, Turan’dan kopuk.

Yeni onerilen bir Turkce sozcuk, “bu tutmadi” diye yerine, yabanci karsiligini kullanamaz. Cunku dil bir kurallar butunudur. O arastirilir ogrenilir, ona seceneksiz uyulur.

Turan’da yillar boyunca yaptigim calismalarla sizin icin ayikladigim, duzenledigim, kimisini bildiginiz, kimisiyle yeni tanisacaginiz sozcukler, yasama donmek icin, sizin dilinizde dillenmeyi bekliyor. Yenilerine alismak, bellemek icin, yabanci dil ogrenmek icin ne olcude cabaliyorsak onu yapacagiz; once yuksek sesle okuyacak, dilimizi, agzimizi, kulagimizi alistiracagiz, sonra onlari konusma ile yazilarimizda kullanarak yayacagiz, kalici yapacagiz. Baska bir yolu yok. Kisi kendinden utanir mi? Kisi ozgeninden (kulturunden), dilinden utanir mi? Kisi gorunusunden,Turklugunden utanir mi?

Ataturk’un gosterdigi yolda “Turk olmak icin” Turkce’yi ogrenmek, Turkce konusmak durumundayiz. Dili karma olan bir topluluk, ne bir ulustur, ne de bagimsiz.

Ugurlar olsun,

Prof. Dr. Ovgun Ahmet ERCAN

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: