Gönderen: adalarpostasi | 03 Temmuz 2008

ADALAR POSTASI-184: panodan bir bolum dahi saklanmamis, hepsi molozla beraber atılmis!

ADALAR POSTASI
28 Kasım 2005

http://www.mimarist.org/mmektup/index.cfm?sayi=9&RecID=59

Heybeliada’da Ferruh Başağa Panosunun Yıkılması ve Yeni Deniz Lisesi Binası Tepkiyle Karşılandı

Ada dostları ve sanatçılar, Heybeliada Deniz Lisesi’nin bahçesindeki panonun yıkılmasına ve yerine Ada mimarisine yakışmayan, yüksek bir yapının yapılmasına tepki gösteriyorlar.

Heybeliadalılar; iskeleden bakılınca Deniz Lisesi’nin, hâlâ eğitim amacıyla kullanılan sol taraftaki en eski iki binasının yanında, depremden sonra hasar gören üçüncü ve yeni binanın, onarılmak yerine yıkılmasına ve bu vesileyle okulun yeni gereksinimlerine cevap verecek daha büyük bir binanın yapılmasına karar verildiğini, Heybeliada için özel bir proje çizilmeden bir kışla projesinin burası için düzenlendiğini, Heybeliada’nın özel konumunun göz önüne alınmadığını bildiriyorlar.

Heybeliada Deniz Lisesi’nin üçüncü binasının üzerine yapılan ve Preveze Savaşı’nı tasvir eden, 210 m2’lik Türkiye’nin en büyük duvar panosu Ferruh Başağa’nın projesiydi ve bir yarışma sonucu belirlenmişti. Ada’nın sembolü haline gelmiş binanın ve panonun Mayıs 2001’de yıkılması, büyük bir şaşkınlık yaratmıştır. Panonun korunacağı öne sürüldüğü, bunun için bazı çabaların olduğu, ancak maddî sebeplerle bu çabaların sonuçlandırılamadığı öğrenilmiştir. Panodan bir bölüm dahi saklanmamış, hepsi molozla beraber atılmıştır.

Yeni yapılan bina 5+1 yüksek kat, yani 7 kata denk bir yükseklikte, eski binaya ve yanındaki binalara göre çok hantal, duruş olarak çok önde ve diğer binalara neredeyse bitişik düzende inşa edilmiş, bir katı da sonradan yıkılmıştır. Binanın üstüne yeni panolar yapılması için ön cephe tamamen sağır bırakılmış ve binanın üst katı sonradan yıkıldığı için bina çatısız olarak kapatılmıştır.

Yediden yetmişe Adalılar, tarihî panolarını kaybetmiş olmaktan ve yeni binanın, artık telafisi mümkün olmayan, çirkinliğinden dolayı son derece üzgünler. Çoğunluk en azından bir katın daha yıkılması ve Ferruh Başağa’dan yeni bir pano projesi çizmesi için ricada bulunularak, bu büyük ayıbın bir parça olsun telafi edilmesi gerektiğini düşünüyor. Bina, şimdiki haliyle etrafındaki tarihî binaları ezip geçmekte, Ada’nın dokusunu ve siluetini bozmakta, imar kurallarının delinmesi konusunda çok ciddi bir örnek oluşturmaktadır.

Binanın izin süreçleri Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi tarafından Koruma Kurulu’na verilen dilekçeyle araştırılmaya başlandı. Duyarlı vatandaşlar konunun takipçisi olmaya devam edecekler. Bazı Heybeliadalılar yayımladıkları bildiride duygularını şöyle ifade ediyorlar:
Deniz Aygün (ressam): “Tüm Adalılar yeni binayı görünce büyük bir şok geçirdiler. İster istemez ben şöyle düşündüm: Heybeliada’nın ön cephesi gibi Deniz Kuvvetleri için bu kadar tarihî bir noktada, hem de İstanbul’un en önemli sit alanlarından birisinde, Deniz Kuvvetleri gibi halk arasında güven duyulan, sanata katkılarıyla sanat çevrelerinin takdirini toplayan bir kurum, bu ayrıcalıklı noktaya Türk çağdaş mimarisinin başyapıtını yapmalıydı. Biz çağdaş Türk mimarisi hakkında her kitabın kapağında o binanın fotoğrafını görmeliydik. Heybeliada’daki bu okul, böyle bir proje yapmak için eşsiz bir fırsattı. Modern Türk düşüncesini, modern bir orduyu ve modern Türk mimarisini temsil edecek bir bina yapılmalıydı. Bu fırsatın değeri bilinmedi. Bu kadar bağlamına duyarsız bir binanın yapılmış olması ve Ada’nın dokusuna indirilen bu büyük darbe çok üzücü.”

Heybeliadalılar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Baki Kara: “Eğer bina gerçekten yıkılacaksa yerine daha iyisi yapılmalıydı. Preveze Savaşı panosu ve Deniz Lisesi, Ada’yla özdeşleşmişti. Ada’ya gelince ilk dikkati çeken bunlardı. Eski bina, panoyla beraber hem ordunun gücünü simgeliyor, hem de gizliyordu. Binayı bir müze gibi algılatıyordu, Ada’ya gelirken sanki bir müzeye yaklaşıyormuşuz gibi hissediyorduk.”

Ziya Işık (emlakçi): “Bu binaya halk karşı. O pano çok güzeldi. Hiç kimse böyle bir binanın yapılacağına inanmıyordu, tahmin etmiyordu. Ada’nın bütün süsünü bozdu. Vapurdan gelip geçen lanet okudu. 1954’te biz Ada’ya geldiğimizde, o panolu bina ve lojmanlar da yoktu. Onların yerinde tek katlı Rum evleri vardı. Hepsi yıkıldı. Okul binasının yerinde de bir baraka vardı. Böyle bir binayı gören Ada’ya gelmek bile istemiyor. Bitişik nizam oldu resmen, manzarayı kapattılar. Tek çare, o bina yıkılacak yerine en fazla tek katlı bina yapılacak. Gelen geçen, “siz Ada’da değil miydiniz, niye böyle bir şeye izin verdiniz” diyor. Deniz otobüsü iskelesi nasıl haykırıyorsa, bu yeni bina da öyle haykırıyor. Önce dendi ki bahçe olacak. Gökdelen oldu.”

Ahmet Dilmaç (pastaneci): “Eskiden daha güzeldi. Bu bina Ada’ya göre büyük ve yüksek. İmar kuralları Ada’da neyse, Ahmet’e de Mehmet’e de aynısı uygulanmalı.”
Türkan Uras (emekli Deniz Lisesi öğretmeni): “Birdenbire oldu. Pano çok güzeldi. Yeni bina bir beton yığını. Bunu nasıl yaptılar? Deniz otobüsü iskelesi de öyle. Binanın bir katı daha yıkılmalı. Tüylerimiz diken diken oldu. Mahvetti Ada’yı.”


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: