Gönderen: adalarpostasi | 30 Mayıs 2007

ADALAR POSTASI-97: Adalar sana feda olsun!

ADALAR POSTASI / 26 Temmuz 2005

http://www.medya24.com/yazar.asp?yid=612&id=31

Adalar sana feda olsun…! (1)

28 mart 2004’te, üzerinde yaşadığımız yeryüzü kabuğunun en güzel coğrafyalarından Adalar’a belediye başkanı seçilmeyi çok arzu ettim ama ne yazık ki olmadı.. “Oyunuzu bana vermezseniz AKP kazanır ha…!” korkutmacası üzerine bina edilmiş bir seçim kampanyasının başarısı(!) sonucu bir önceki belediye başkanı yeniden belediye başkanı oldu. “Korkutmaca” yerine “yutturmaca” da denebilir aslında, zira ANAP’tan başkan seçilen muhterem 6 ay sonra AKP’ye transfer oluverdi. Bu özveri ve sağduyu dolu şık siyasi tavra(!) öyle güzel bir de kulp bulundu ki sormayın gitsin, “siyasi geleceğimi Adalılar uğruna feda ederek AKP’ye geçiyorum…” Helal olsun, Adalar feda olsun böyle başkana…! Gittikçe de feda olmakta zaten..
28 mart’ta ben başkan seçilemedim ama parti, Adalar belediye olduğundan bu yana, yani 21 yıldır ilk kez belediye meclisine iki üye soktu. Biri yaşına başına saygı duyduğumuz bir ağabeyimiz, tanrı uzun ömür versin… Diğeri, benim sevgili dostum Cengiz Karataş. Aydın, onurlu, çağdaş, çalışkan, kısacası adam gibi bir adam. Onun son araştırma ve çalışmalarını olduğu gibi köşeme aktarıyorum…

ADALAR İLE İLGİLİ GELİŞTİRİLMESİ GEREKEN PROJELER VE HİBE YARDIM ARAŞTIRMALARI.

04.Temmuz.2005 günü yapılan Belediye Meclis Toplantısı’nda gündeme gelen ve tarafıma yöneltilen soru ile ilgili çalışmalarım aşağıda bilgilerinize sunulmaktadır.

Belediyenin kredi olanaklarının araştırılması;

İller Bankası’nın temel görevi; belediyeler, belediye birlikleri ve il özel idarelerinin kamu kullanımı niteliği taşıyan her türlü kentsel alt ve üst yapı hizmetleriyle ilgili etüd, plan ve proje hazırlamak, bu konularda danışmanlık ve kontrollük hizmetleri vermek ve söz konusu yatırımların gerçekleşmesi için kredi sağlamaktır.

Ancak son zamanlarda belediyelerimiz yerel hizmetler yatırımlarında İller Bankası’ndan ziyade uluslararası finans kuruluşlarını tercih etmekte, Hazine Müsteşarlığı garantörlüğünde gerçekleşen bu borçlanmaların geri ödemelerinde ise yüksek faiz olaranları nedeniyle ne yazık ki büyük sıkıntılar yaşanmaktadır.

Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatlarıyla, Belediyelerin imar faaliyetlerini finanse etmek üzere, 11 Haziran 1933 tarihinde 2301 sayılı kanunla, 15 Milyon sermaye ile önce “Belediyeler Bankası” adıyla temelleri atılan, 1945’te de bu bankanın görevlerini üstlenerek resmen kurulan “ İller Bankası” nın yerel yönetimlerimize sağladığı kamu kredilerine dayalı sistemin ortadan kaldırılmaya çalışıldığı gözlemlenmektedir.

12 Eylül yönetiminin de baskısı altında, yerel yönetimler dış kredi kullanan kamu birimlerine dönüşmeye başladılar. Giderek yerel yönetimler her yıl aldıklarından daha fazla parayı faiz ve ana para ödemesi olarak vermeye başladılar. Dış borç yerel yönetimlerin yaşamında önemli bir unsur olarak yer almakla kalmadı, çalışma biçimini doğrudan etkilemeye başladı. 1986
yılına kadar yerel yönetim yatırımları % 100 oranında kamu kredisi ile finanse edilirdi. İller Bankası’nda oluşan fon bu amaçla kullanılırdı. Yerel yönetimler yatırım yapmak istediklerinde oraya (İller Bankası’na) başvurur, uzun vadeli ve çok düşük faizli krediler kullanılırdı. Borçlar çoğu zaman silinir ya da ertelenirdi. Son on beş yılda kamu desteğinin kısılması ve çeşitli yasal uygulamalar sonucu yerel yönetim kredileri içinde kamu kredisi oranı hızla geriye çekildi. Yatırım finansmanında kamu kredisinin geriye çekilmesi ile boşalan yeri özel sermaye kredisi aldı. 1985 – 1995 yılı ortalamasına baktığımızda şunları görürüz;

· Yerel yönetimlerce kullanılan kredilerin % 13 ü kamu kredisidir.
· % 20 si yerli banka kredisidir.
· % 67 si yabancı banka kredileri ya da dış kredilerdir.

Sonuçta yerel yönetimler yatırım kapasitesi ve yetenekleri bakımından güçlendirildi ancak bu güçlenmeye karşılık kamu kredi desteği en aza indirildi, gelir yaratma kaynakları sınırlandırıldı ve böylelikle yerel yönetimler uluslararası finans piyasalarının eline teslim edildi.

Küreselleşme ile belediyelerin kredi yapısındaki önemli değişikliklerin yanı sıra ikinci değişiklik ise yatırım yapısında gerçekleşti. Bu gün belediyelerin gerçekleştirdikleri içme suyu yatırımlarının % 30 oranında dış krediyle karşılandığını görüyoruz. Kanalizasyon yatırımlarının % 68 si, katı atık denilen çöp işlerine yönelik yatırım alanında yapılan yatırımların % 76’sı dış krediyle gerçekleştiriliyor.

Sonuç olarak, 5272 sayılı belediye Kanunun 68 inci maddesi ile belediyelerin görev ve hizmetlerinin gerektirdiği giderleri karşılamak amacıyla ne şekilde borçlanacağı esas ve usullere bağlanmıştır.

Buna göre, dış borçlanma, yalnızca 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde belediyenin yatırım programında yer alan projelerin finansmanı için yapılabilecek ve Hazine Müsteşarlığının görüşü alınacaktır.

İller Banmasından yatırım kredisi ve nakit kredi kullanmak isteyen belediye, ödeme planını ve bu Bankaya sunacak, geri ödeme planı yeterli görülmeyen belediyenin kendi istekleri reddedilecektir.

Belediyelerin, ileri teknoloji ve büyük tutarda maddi kaynak gerektiren alt yapı yatırımlarında Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca kabul edilen projeleri için yapılacak borçlanmalarda;
yeniden değerleme oranı dikkate alınarak hesaplanan miktar gözönünde bulundurulmayacaktır.

Belediyelerin dış borçlanması ve tahvil ihracı zsadece yatırım programında yeralan projeler ile sınırlandırılmakta; iç borçlanmaya karar verme yetkisi bütçe gelirine bağlanarak bütçe gelirinin % 10’una kadar olan iç borçlanmaların meclis kararı, % 10 un üzerindeki borçlanmaların ise meclis üye tam sayısının salt çoğunluğuyla vereceği kararın İçişleri Bakanlığınca onayı ile yapılması öngörülmektedir.

Ancak ifade etmeliyim ki;

Şu anda Adalar Belediyesi’nin tek başına herhangi bir projesi bulunmadığından, kredi ihtiyacı da bulunmamaktadır. Öncelikle bilinmelidir ki, önce para bulunup sonra proje yapılmaz, önce proje yapılır sonra para bulma çalışması yapılır. Seçim meydanlarındaki konuşmalarınızda dahi projelerden bahsedilmemektedir.

PROJELERİNİZ NEREDE ?

· Adalarımızın Dört tarafı denizlerle çevrilidir, ARITMA TESİSİ PROJESİ YOKTUR. TEMİZ DENİZ PROJESİ YOKTUR. MARİNA, YAT LİMANI, ÇEKEK YERİ PROJESİ YOKTUR. HALK PLAJLARI PROJESİ YOKTUR. Halkımız ilkel şartlarda veya 10 – 12 Milyon Türk Lirası ödeyerek özel plajlara giderek denize girmektedir.
· Bazı adalarda ulaşım fayton ile yapılmaktadır, bazı adalarda ulaşım yaya olarak yapılmaktadır. BİR ULAŞIM PROJESİ YOKTUR. Faytonların durumu içler acısıdır, akülü araçlar özellikle Büyükada’yı doldurmuştur,
motorların yanaştığı yer ve çevresi panayır yerine dönmektedir, adalarda kamuya ait yüzlerce motorlu araç vardır, çevre kirliliği yaratmaktadır, vapurlar bakımsız ve temiz değildir, fareler cirit atmaktadır.
· Katı atıkların adalarda stoklanması yasaktır, buna rağmen BİR KATI ATIK PROJESİ YOKTUR. Katı atıklar pahalı bir şekilde, ana karaya ihale yapılarak taşınmaktadır. Halkın eğitimi yetersizdir, çöpler sokaklarda ve çarşı içinde, çöp kutularında özellikle yazın uzun süre kalmaktadır.
· Adalarda genç nüfus oldukça yoğundur. Kış mevsiminde sosyal imkanlar hiç bulunmamakta ve gençler yanlızlığa itilmektedir. GENÇLİK PROJESİ YOKTUR. Gençlerin spor yapacağı alanlar, mesleki eğitim kursları açılmadından, kahvelerde iskambil oynamakta ve malesef boş vakitlerini nargile içerek geçirmektedir.
· Adalar bir turizm cennetine adaydır, BİR TURİZM VE KONAKLAMA PROJESİ YOKTUR. Birkaç otel dışında, yeterli konaklama mekanları bulunmamaktadır. Kongre ve seminer turizmi hiç akla gelmemektedir, bu konuda bir çaba sarfedilmemektedir.
· Mavi Deniz, Temiz Adalar” sloganı vardır. Ancak, çok kapsamlı BİR TEMİZLİK PROJESİ YOKTUR. Adalar temiz değildir. Çöpler zamanında kaldırılmamaktadır, fayton meydanı hijyenik olarak temizlenmemektedir.
· Adalar, tarihi yapılarla doludur ve bu tarihi yapılar bir hazine niteliği taşımaktadır. Ancak TARİHİ YAPILARI YENİLEME PROJESİ YOKTUR.
· Heryıl düzensiz bir şekilde sosyal yardımlar yapılmaktadır, kışın yaşayan halkın 1/3 ünün yoksul olduğu tarafınızdan yazılı olarak ifade edilmiştir. Bu sosyal yardımların, yerinde ve zamanında yapılması ve yerel halkın refahının arttırılması için ortaya konulması gereken SOSYAL YARDIM PROJESİ YOKTUR. Sizin ifadeniz ile yardım yapıldığı söylenen 1250 aile adeta kaderine terkedilmiştir.
· Adalı kadınların, eğitimi ve sosyal becerilerinin arttırılması HALKEVİ tarafından yerine getirilmektedir. Belediyenin adalı kadınlarımızın eğitimi
ve sosyal becerilerinin arttırılması için ve sosyal yaşama katılımı ile eşit fırsatlara sahip olması için KADIN EĞİTİM VE SOSYAL BECERİ PROJESİ YOKTUR.
· Adalarda su ürünlerinin geliştirilmesi ve değerlendirilmesi SU ÜRÜNLERİ KOOPERATİFİ ve yerel balıkçı esnafı tarafından, basit usullerle yapılmaktadır. Yerel yönetimin SU ÜRÜNLERİNİN GELİŞTİRİLMESİ VE DEĞERLENDİRİLMESİ İLE İLGİLİ PROJE YOKTUR. Yerel balıkçıların eğitimi, yaşantıları, örgütlenmeleri ve para kazanmaları ile hiç ilgilenilmemektedir.
· Adalar yüzme, yelken, sualtı sporları, diğer su sporları, bisiklet, futbol, basketbol, voleybol sporlarına uygun alanlara sahiptir, maddi imkansızlıklar içinde olan spor kulüpleri organizasyonlarını bireysel olarak yapmaktadır. Yerel yönetimin tüm adaları ve sporlarını birleştirici bir güç sağlayacak SPOR EĞİTİMİ VE GELİŞİMİ PROJESİ YOKTUR.
· Adaların estetiği ile ilgili olarak, tabelaların, ilan ve reklamların, bina görünüşlerinin düzenlendiği, KENT ESTETİĞİ PROJESİ YOKTUR. Bez tabelaları çok çirkin bir görüntü oluşturmaktadır. Yıldızlar’ın üstündeki AKP’nin bez afişleri buna en güzel örnektir.
· Yaşlılarımızın daha sağlıklı ve refah içinde çalışması için, HUZUREVLERİ PROJESİ YOKTUR. Adalarda yaşlıların ve bakıma muhtaç olanların bir envanterinin çıkarılması gerekmektedir.
· Adalarda kışlık sinema, tiyatro, müzik salonu, kitaplıklar, kitap okuma salonları, sergi salonu vb. yerler bulunmamaktadır. Bütün bu sosyal aktiviteler için planlanan, SANAT ETKİNLİKLERİ PROJESİ YOKTUR.
· Adalarımızda yangına çok açık alanlar bulunmaktadır, 37 yaşını geçmemiş lise ve dengi okullar ile üniversite mezunu bay ve bayan gönüllülerin oluşturacağı, YEREL İTFAİYE HİZMETLERİ PROJESİ YOKTUR.
· Semt pazarları ve tanzim satışların reorganizasyonu , yapılandırılması ve tüketicinin korunması için, ADALAR ALIŞVERİŞ PROJESİ YOKTUR.
· Tüm dünya fosil yakıtlarını (petrol, kömür, doğalgaz) bırakma eğiliminde olmasına rağmen, biz hala doğalgazın adalara gelip gelmeyeceğini tartışıyoruz, güneş ve hidrojen enerjisi kullanımının yaygınlaşması gündemdedir, bütün bunların ışığında hala adaların (ki adalarda ısınma kendine özgü bir özellik arzetmektedir.) ISINMA VE ENERJİ KULLANIMI PROJESİ YOKTUR. Burada ifade etmeliyim ki, İGDAŞ 1986 yılında kurulmuş ve ilk gaz 1992 yılında abonelere verilmiştir. Aradan geçen 13 yıl içerisinde adalar yerel yönetimleri üzerine düşen görevi yapmamış ve bunu bir politika ve seçim malzemesi olarak kullanmıştır. Dünya standartlarına göre bir metreküp havada bulunması gereken maksimum kükürtdioksit (SO2) konsantrasyonu 150 mikrogram iken, İstanbul’da DİE verilerine göre 1994-95 kış aylarında ortalama 250 mikrograma kadar yükselmiştir. 1995-96 kış aylarında doğalgaz kullanımının yaygınlaşması ile bu değer 115 mikrogram/m3’e düşmüştür. 2002 sonu itibariyle İstanbul’da kükürtdioksit oranı ortalama 19 mikrogram/m3 tür. Oysa ki, adalardaki tartışma, “doğalgaz adalara gelirse kalabalık olur, huzurumuz kaçar” şeklindedir malesef. Hiç kimse, doğanın temizliğini, gelecekteki çocuklarımızın sağlığını düşünmemektedir. kaynaklarının kullanılması gerektiğidir. Japonya’nın Kyoto kentinde Aralık 1997’de düzenlenen ve “Sera Gazları Emisyonları Konusunda Kyoto İklim Değişim Protokolü” olarak adlandırılan toplantının katılımcı ülkeleri bugünkü ve gelecek nesillerin enerji üretim ve tüketim alışkanlıklarını değiştirmeye yönelik uzun vadeli bir süreci başlatmış olduklarını unutmayalım ve yerel yönetim olarak bu konuyu bu yönü ile takip edelim. Kyoto toplantısında, küresel ısınmanın gerçek ve ciddi bir sorun olduğunu kabul eden katılımcı ülkeler, 2008-2012 yılları arasında sera gazları emisyonlarını 1990’lı yıllardaki seviyesinden %5 daha aşağıya çekme konusunda bağlayıcı karar aldılar.

·Adaların cadde ve sokakları ile meydanları, çağdaş bir anlayış ile ele alınıp projelendirilerek, bir plan kapsamında yeniden düzenlenmelidir. Geliştirilecek çalışmalar ile meydanlar, adına karaşır bir şekilde düzenlenip “meydan” algısı güçlendirilmelidir. Acilen ADALAR YENİLEME PROJESİ gündeme getirilmelidir.
·Adalarda, tüm öğrencilere destek amacıyla EĞİTİMİ DESTEK PROJESİ gündeme alınmalıdır.
·Adalar Çevre ve doğanın korunmasının çok önemli olduğu bir coğrafyaya sahiptir. Ancak, orman işgalleri, orman yangınları, deniz kirliliği, görüntü kirliliği vb. tüm kirlilikler yıllar boyu artarak bugünlere gelinmiştir. Malesef yerel yönetimlerin ÇEVRE VE DOĞANIN KORUNMASI İLE İLGİLİ somut bir PROJESİ’de yoktur.

BUNLARI HAYATA GEÇİRMEK İÇİN HER ZAMAN OLDUĞU GİBİ “PARAMIZ YOK” ŞEKLİNDE İFADELERİNİZ OLACAKTIR.
ANCAK, HİÇ DESTEK PROGRAMLARINI ARAŞTIRMA GEREĞİNİ DUYDUNUZ MU?

EN ÖNEMLİ DESTEK PROGRAMI NEDİR?

MEDA ( MEDITERRANEAN ECONOMIC DEVELOPMENT AREA) , 1991 YILINDA, Türkiye’ye sağlanan mali yardımlar, AB’nin Yenilenmiş Akdeniz Politikasını kabul etmesiyle , aralarında Türkiye’nin de bulunduğu çok – ülkeli projeler için 320 milyon EURO kredi ve 1,8 milyar EURO AYB kredisi içeren bir paket hazırladı. Projelerin bazıları, AB’nin Avrupa-Akdeniz

Ortaklığı uygulamasının en önemli mali aracı MEDA programı kapsamında hala devam etmektedir.
Topluluk 1995 ‘te Barselona Bildirgesi ile kuruluna ve Akdeniz Bölgesi’ndeki bölgesel bütünleşme politikasının bir parçası olan Avrupa-
Akdeniz ortaklığı çerçevesinde çeşitli mali kaynaklarının 12 Akdenizli ortak ülkeye açtı.
AB’nin Akdenizli ortaklarıyla mali işbirliği için 1995-1999 arasında ayırdığı toplam miktar 4.6 milyar Euro’dur. Ortaklığın başlıca mali aracı olan MEDA I
Programı çerçevesinde, ulusal ve bölgesel programlar geliştirilmiştir. MEDA I kapsamında yapılan yardım toplamı 3.4 Milyar EURO’dur. AB bütçesinden ayrılan bu hibeler, AYB’nın 1997-2000 dönemi için toplam 2.3 Milyar EURO olan uzun dönemli kredi mekanizmaları ile desteklenmiştir.

Bu iki mali olanaktan Türkiye’ye ayrılan pay aşağıdaki gibidir;

MEDA I bütçe kaynakları. Türkiye’ye 55 proje için 376 milyon EURO taahhüt edilmiştir. Bu miktarın 33.1 milyonu 1996’da, 70.2 milyonu 1997’de ve 132.4 milyonu da 1999’da taahhüt edilmiştir.

MEDA I PROGRAMI KAPSAMINDA HANGİ PROJELER DESTEKLENİYOR?

Meda hibeleri Barselona Bildirgesi’nin hedefleri esas alınarak, ikili ve bölgesel olarak, üç tür projeye aktarılıyor;
1. Ekonomik geçişe destek,
2. Sosyo-ekonomik gelişme ve
3. Demokratikleşme ve sivil toplumun güçlenmesi.

MEDA II (2000-2006)

Meda II çerçevesinde yardım paketinin % 15’lik kısmı 2000-2006 dönemi için Türkiye’ye ayrılmıştır. Bu dönemde Türkiye’ye sağlanacak yardım miktarı 890 milyon eurodur.

AVRUPA KOMİSYONU TÜRKİYE DELEGASYONU’NUN ADRESİ; Uğur Mumcu Caddesi no. 88 Gaziosmanpaşa – ANKARA’dır.
Telefon = 0312 4598700 Faks=0312 4466737

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: