Gönderen: adalarpostasi | 18 Haziran 2017

ADALAR için ALAN…

ADALAR için ALAN…

IMG_3225

Cemal Nadir Güler, “Büyükada’da Apartmanlar Yapılıyor”, Akbaba, 1937.

#Adalar için hazırlatılan Koruma Planları’nın ekinde kentsel tasarım projeleri de bulunuyor.

Tıpkı planlar gibi bunların da nasıl hazırlandığı bilinmiyor. Sonuçta tıpkı planlar gibi, tasarım konusu da farklı alternatifler, kurumsal kapasiteleri harekete geçirecek katılımcı yöntemler, şeffaflık gerektirir.

Kentsel tasarım projeleri birilerinin Adalar’ı güzelleştirmek için hazırladığı makyaj projeleri değildir. Kamusal alanların nasıl düzenleneceğine dair kararların içeriğini oluşturur. Örneğin planlar, kentsel tasarım projeleri, kamusal alanların nasıl düzenleneceğine dair siyasal kararlardır.

Örneğin bir kıyı bölgelerinin nasıl düzenleneceği, hangi işlevlerin yer alacağı… Eğer bu alanlarda dolgular ve restoranlar öngördüyseniz, burada öne çıkan fikir kıyıları daha çok piyasa güçlerine açmaktır. Bu bölgelerde eğer erişilebilir gölgelikler, yeşil alanlar, açık plajlar, çeşmeler öngördüyseniz, o zaman kentsel tasarımın öncelikleri daha çok halka ve ziyaretçilere yöneliktir. Ayrımcı şehircilik uygulamaları, tasarım işlerinin, sanat ve kültürün teknik bir işmiş gibi kabul edildiği bir bilişsel alan üzerine kurulur.

Bu açıdan Adalar’da bir sorun olduğu açık. Her tarafı deniz olmasına rağmen, insanlar çok sınırlı alanlardan denize ulaşabiliyorlar. Ancak ücret karşılığında, çeşitli zorluklara katlanarak denizden yararlanabiliyorlar. Adalar’ın kamusal alanları işgal edilmiş durumda.

Görüldüğü gibi kentsel tasarım konuları, yalnızca mimari tasarım, ya da uzmanlık çalışmalarından ibaret değil. Adalar’ın planlarının gerçekten yasaların gerektirdiği gibi “koruma amaçlı” olabilmeleri için öncelikle katılımcı ve şeffaf olmaları gerekiyor.

Bu tür çalışmalar, hizmetler basitçe kapalı ilişkiler içinde kendi anlayışlarını dikte etmeye çalışan uzmanlarla, tasarımcılarla ve yöneticilerle gerçekleştirilmeye çalışıldıkça, ortaya insani değerleri koruma açısından başarılı sonuçlar, sürdürülebilir bir gelişme çıkmıyor.

İyi bir kültürel miras yönetimi planı oluşabilmesi için kentsel tasarım projelerinin de diğer kamu kararları gibi katılıma, bağımsız bir ortamda geliştirilecek alternatiflere açılmaları gerekiyor.

Bu konunun Adalar için ne kadar hayati önemde olduğu açık. Daha önce hazırlatılan kentsel tasarım projelerine baktığımızda ise yeterli araştırmaların ve gelişmelerin sağlanmadığı görülüyor. Örneğin Adalar’ın kıyıları, meydanları, rekreasyon alanları için nasıl seçildiği belli olmayan, mekânların değerlerini keşfetmeye yönelik amaçlar taşımayan, ilişkisel bir yöntem kullanmadan, çeşitli protokollerle hazırlanmış, öğrenci çalışmaları düzeyini bile tutturamayan, son derece niteliksiz öneriler görüyoruz.

Örneğin #Büyükada İskele bölgesindeki kamusal alanlarına nitelik kaybettiren düzenlemeler, hiçbir tasarım rehberi, lokal mimari çalışması, ürün tercihleri olmadan yapılan yer kaplamaları, bir SİT alanında yapılması mümkün olmayan kıyı dolguları, limanın olduğu alanlarda yapılmaya çalışan düzenlemeler… Fazlasını söylemeye gerek yok. Yalnızca bunlara bakmak bile yeter. Ama işin tuhaf tarafı bu tür kentsel tasarım çalışmaları sanki çöp toplama hizmeti alınıyormuş gibi gerçekleştiriliyor. Kaldı ki atık yönetimi konusu da tartışılması gereken ayrı bir konu.

Böyle olunca da karşımıza niteliksiz uygulamalar çıkıyor. Çünkü bu kentsel tasarım projelerini hazırlayanların nasıl bir yöntemle seçildiklerini, nasıl bir süreç içinde projeler geliştirdiklerini, bunları kimlerin değerlendirdiğini bilmiyoruz. Çoğu zaman kamu tarafının hem oyuncu, hem hakem olduğu gibi hukuki olmayan bir durumla karşı karşıyayız.

Şöyle bir futbol karşılaşması düşünün: Hakem aynı zamanda oyuncu, hatta bir takımın kaptanı. Hatta maçın ne zaman başlayacağına, ne zaman biteceğine, nerede olacağına bile kendisi karar veriyor. Ama kimsenin haberi olmuyor. Bu durumda izleyiciler nasıl bir maç izleyebilir?

Önerdiğimiz atölye çalışmaları dört aktörlü ve çapraz etkileşimli çalışma bölgeleri ve süreçleri oluşturmayı amaçlıyor:

1.
Sosyal sorumluluk projeleri kapsamında çalışacak deneyimli profesyoneller. Bu ekiplerin katılımı için kurulacak ilişkiler ve çağrılara cevap veren, başvuran yerel ve uluslararası katılımcılardan seçilecek.

2.
Programı izleyecek, ilgili hazırlıkları yapacak ilgili STK’lar, inisiyatifler.

3.
Yerel halk temsilcileri. Konunun özelliğine göre programa katılmak isteyen halk temsilcileri.

4.
Yerel yönetim temsilcileri.

Korhan Gümüş

Older Posts »

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: