Gönderen: adalarpostasi | 08 Temmuz 2018

Adalar için yeni bir 1/5000 ölçekli plan girişimi…

Adalar için yeni bir 1/5000 ölçekli plan girişimi…

IMG_3225

İstanbul 8. İdare Mahkemesi, Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nin (MO) Adalar’ın 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı’nın (KANİP) koruma ilkelerine aykırı olduğu gerekçesiyle açtığı davayı haklı bularak “nüfus ve yapı yoğunluğunu artıracağı, koruma mevzuatına, şehircilik ilkelerine uygun olmadığı gerekçesiyle dava konusu plan hükümlerini iptal etti. Bu kararla planın tümü iptal edilmiş olmadı, Adalar plansız kalmadı, planın sadece dava konusu olan ama çok önemli ve temel noktaları iptal edilmiş oldu. Bu noktalar, 2863 sayılı yasayla çok yönlü SİT alanı olarak koruma altına alınmış olan Adalar İlçesi’nin yerleşim ve kıyı alanlarında koruma ilkelerine aykırı bir yapılaşmaya ve kentsel, doğal ve kıyı bölgelerini baskı altına alacak ve böylelikle Adalar’da korunacak bir şey bırakmayacak yanlış planlama esaslarıydı. MO açmış olduğu davada son derece haklıdır, son derece doğru ilkelere işaret etmiştir ve Adalar’ı içine yuvarlanmakta olduğu büyük bir felaketten kurtarmıştır. Bazı kişi ve kurum yönetici ve uzmanların “1/5000 ölçekli plana karşı çıkmayın, bu plan Adalar’ı koruyucu bir plandır” türünden iddiaları tamamen yanlıştır ve gerçeği saklayıcı, Adalıları aldatmaya yönelik bir propagandadan ibarettir.

Söz konusu 1/5000 ölçekli planın korumayı ortadan kaldırıcı bu temel yapısı dışında korumacı olan yanları da vardır, özellikle plan notlarında Adalar’da motorlu araç kullanımını engelleyici hükmü bunlardan biridir.

Bu davanın çok önemli diğer bir yanı ülkede hukukun işleyişinin yürekler acısı durumudur. İdare Mahkemesi MO’nın davasını başlangıçta “yetkisizlik” gerekçesiyle reddetmiştir. MO bunun üzerine Danıştay’a başvurmuş ve Danıştay idare mahkemesinin kararının yanlışlığına işaret etmiş, davaya bakılmasını emretmiştir. Bu “senin yetkin yok, dava açamazsın” türünden hükümler ne yazık ki mahkemelerin pek sık görülen yasaya aykırı davranışlarından biridir ve MO’nın başına ilk kez gelmemiştir. Derneğimizin (İstanbul Adaları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği – İAKTVKD) aynı 1/5000 ölçekli plan için açtığı davayı da bir idare mahkemesi aynı bahaneyle reddetmiş ve ancak İAKTVKD’nin başvurusu üzerine Danıştay’ın emriyle dernek davayı açabilmiştir. Mahkemelerin bu davranışının yasaları bilmemekten mi, yasalara aykırı olsa dahi yurttaşa karşı kamu kurumlarını korumak gibi bir zorba devlet refleksinden mi ya da pekâlâ herşeyin bilincinde olarak haklı tarafı oyalamaktan mı kaynaklandığı ayrı bir merak ve araştırma konusundur. Bu ilginç konuya girecek değilim ancak şu kadarına işaret edeyim, idare mahkemelerinde hâkim olabilmek için hukuk mezunu olmak yani hukuk bilgisi ve formasyonuna sahip olmak gerekmemektedir, ilahiyat da dahil sosyal bilimlerin herhangi bir dalından yüksek okul diploması almış olmak idare mahkemesinde hâkim olup hüküm vermek için yeterlidir.

Sonuç olarak MO’nın açtığı haklı dava 2017 yılı sonunda MO leyhine sonuçlanıncaya kadar 2011 yılında yürürlüğe giren 1/5000 ölçekli plan 7 yıl boyunca uygulanmıştır ve Adalar’ın en temel koruyucu imar sınırlamasını ihlal ve iğfal eden bu haliyle 1/1000 ölçekli plana da temel oluşturmuştur. Neyse ki 1/1000 ölçekli plan, henüz onaylanmasının son aşamasındayken 1/5000 ölçekli plan hakkındaki mahkeme kararı nedeniyle korkunç bir imar faaliyetine girişilmeden temelsiz ve geçersiz kalmıştır.

İAKTVKD’nin davası 6 yıldır hâlâ sürüyor…

İBB’nin 1/5000 ölçekli planına İAKTVKD plan yapımı açısından usulsüzlükler ve Adalar’ı SİT alanı olarak koruyacak yere rant yağmasına açacak olması nedeniyle birçok noktadan itiraz etmiş ve 13.03.2012 tarihinde İstanbul İdare Mahkemesi’nde dava açmıştır. İdare Mahkemesi MO’na yaptığı gibi tüzüğünde Adalar’ın SİT alanı olarak korunmasından başka amacı olmayan İAKTVKD’ni “yetkisiz” ilan ederek davayı aleyhine sonuçlandırmıştır. İAKTVKD bunun üzerine Danıştay’a başvurmuş ve Danıştay İAKTVKD’nin bu konuda dava açmaya hakkı olduğuna karar vererek İdare Mahkemesi’nin yanlış kararını bozmuştur. Davaya bakmak zorunda kalan İdare Mahkemesi 5 yıl boyunca davaya bakmamış ve sonunda gerekçesiz olarak davayı İAKTVKD aleyhine sonuçlandırmıştır. Mahkemenin kararını temyiz için İAKTVKD Danıştay’a başvurmuştur, o günden beri Danıştay kararı beklenmektedir. Geçen zaman içinde 1/5000 ölçekli planın çok temel bir yapısı iptal edilmiş olduğu için artık İAKTVKD’nin davasının da bir hükmü kalmamış oluyor ama en azından ülkede hukukun işleyişini izlemek açısından davadan feragat etmemek gerekiyor. Bekliyoruz. Öte yandan İBB’nin yeni bir 1/5000 ölçekli plan girişimi söz konusu olduğu için dava dilekçesini bu yazının ekinde kamunun bilgisine sunuyorum.

İAKTVKD davasını aleyhte sonuçlandıran mahkemenin hüküm tezi de ibretliktir. Mahkeme aynı konuda 2011 yılında benzer ama aynı olmayan tezlerle 1/5000 ölçekli plana karşı dava açmış olan Adalar Kent Konseyi’nin davası için kullanılmış olan bilirkişi raporunu İAKTVKD’nin davası için kullandığını iddia etmiş ve bu konuda davacı derneği bilgilendirmemiştir. İAKTVKD temyiz isteminde bu hususa da işaret etmiştir. Yeri gelmişken şuna da işaret etmek gerekiyor: 1/5000 ölçekli plana haklı nedenlerle dava açan o tarihteki Adalar Kent Konseyi yönetimiyle 2014 yılındaki yerel seçimler sonrasında yapılan Kent Konseyi hileli seçimiyle bugüne kadar bu makamı işgâl edenleri ayrı tutmak gerekir, birbirleriyle ilişkileri yoktur. Son yerel seçimlerden bu yana hileli seçimle Adalar halkını oyalamaktan başka iş yapmayan bu grubun Adalar’ın SİT alanı olarak korunmasıyla ilgili hiçbir şey yapmamış olması hâl-i pür melâllerine uygundur; konunun meraklısı okur şimdiye kadarki yayınlardan, özellikle Adalar Postası’nda çıkan yazılardan durumu zaten biliyordur, hâlâ bilmeyen varsa okuyup öğrenebilir.

İBB’nin yaptığı plana sonradan yamadığı plan değişiklikleri

21.11.2011 tarihinden en temel yapılarından birkaçının 8. İdare Mahkemesi tarafından iptal edildiği 30.11.2017 tarihine kadar yürürlükte kalan 1/5000 ölçekli plana aykırı birçok plan değişikliği İBB tarafından ve ÇŞB (Çevre ve Şehircilik Bakanlığı) tarafından yapılmış ve bunların birçoğuna MO, Adalar Belediyesi ve İAKTVKD itiraz etmiş ve dava açmıştır. Bu davalar kısmen idare mahkemelerinde, kısmen temyiz aşamasında hâlâ sürmektedir. Türkiye’deki yasa, yargı ve kamu kurumlarının işleyişinin bir cilvesi olarak İBB’nin yaptığı 1/5000 ölçekli planı İBB’nin plan değişikliklerine karşı korumak MO’nın, Adalar Belediyesi’nin ve İAKTVKD’nin işi olmuştur ama yürütmeyi durdurmayı reddetmek refleksindeki mahkemelerin pek uzun dava süreçleri nedeniyle itiraz ve davalara rağmen 1/5000 ölçekli plan da, bu planda yapılan değişiklikler de uygulamaya sokulmuş ve geriye dönülmesi olanaksız zararlar beton kuvvetiyle yerleştirilmiştir, Yassıada’da yapılanlar bunun en vahim örneğidir.

İBB yeni bir 1/5000 ölçekli plan peşinde

“Konuyla ilgili” gördüğü bir takım kamu kurumlarına 11.06.2018 tarihinde gönderdiği bir yazıyla İBB yeni bir 1/5000 ölçekli KANİP çalışması içinde olduğunu ilan etmiştir. Bu yazının ekinde okuyabileceğiniz yazısında İBB, SİT alanı olarak yasayla koruma altında bulunan, üstelik çok sınırlı bir ören yeri değil koskoca bir ilçenin son derece karmaşık yapısıyla ilgili, her türlü oyunun içine yerleştirildiği koskoca bir planlama hakkında bazı kamu kurumlarının yalnızca 30 gün içinde “görüş” bildirmesini istemektedir. Bu kurumların 30 günlük süreyi sadece bir 30 gün daha uzatma hakları vardır. Söz konusu planın hacmini bilenler için (bilmiyorsanız Adalar Belediyesi web sayfasından 2011 yılında yürürlüğe giren planın hacmine bakabilirsiniz) değil 30 gün, 60 gün içinde bile yeniden yapıldığı ilan edilen plan hakkında gereği gibi incelenip “görüş” bildirilemeyeceğini tahmin etmek zor değildir.

İBB tüm planı yeniden ele almakla ÇŞB’yla birlikte eski planda şimdiye kadar ihlal ve iğfal edilen ne kadar husus varsa hepsini ve büyük olasılıkla çok daha fazlasını bu yeni plana işlemiş olabilir. Bunun içine Adalar’ın imara açılması için 1/1000 ölçekli planda iyice ortaya çıkan kabul edilemez parsel başına yapılanma yüzdelerinin (TAKS) iki katına çıkarılması, ulaşımda zaten her tarafından delik deşik edilen motorlu araç yasağının kolaylaştırılması, kıyıların rekreasyon alanı adı altında inşaata açılması, ormanlık alanların SİT derecelerinin düşürülmesi ve geniş çapta yapılaşmaya açılmasının da önünün açılması gibi tehlikeler vardır.

Adalar’ın şimdiye kadar 2863 sayılı yasa, Anıtlar Yüksek Kurulu ve buna bağlı Bölge Koruma Kurulu (Adalar için V No’lu Koruma Kurulu) kararlarıyla bir nebze olsun korunabilmiş haline kendilerinden “görüş” istenen kurumların ne şekilde sahip çıkacağını göreceğiz. Adalar Belediyesi de “görüş” istenen bu kurumların arasındadır ama Adalar Belediyesi’nin hazırlattığı 1/1000 ölçekli planla Adalar’ın yıkımını hazırlamış bir belediye olduğu unutulmamalıdır.

1/1000 ölçekli planla Adalar’ın yıkımı hazırlanmıştı

1/1000 ölçekli planı Adalar Belediyesi İller Bankası’ndan aldığı malî destekle Ege Plan adında özel bir planlama şirketine hazırlatmıştır. Hazırlık aşamasına Adalılar dahil edilmemiştir, bazı özel “Adalı”lar dahil edilmiş olabilir. Adalar Belediyesi göz boyamak için ancak kötü bir müsamere denilebilecek sözüm ona bir plan takdimi tertiplemiş, evlere şenlik bu gösteride 1/1000 ölçekli planın ne olduğunu anlamak takdim-teşhirin zayıflığı nedeniyle mümkün olmamıştır. İAKTVKD bunun üzerine Adalar Belediyesi’nden hazırlandığı söylenen 1/1000 ölçekli planı ve plan notlarını istemiş, Belediye ise planı onaylanma süreci tamamlanıp askıya çıkmadan ilan etme yükümlülüğü olmadığı yanıtını vererek planı saklamıştır. Yapılan müsamere, Belediye yöneticilerinin haklı şikayetler için Belediye’ye başvuran Adalıların arkalarından bazı yöneticilerin söylediği gibi halkın “gazını almak için” düzenlenmiş olmasıyla kalmıştır.

Gerçekten de yapılan planların iki kez ilçe halkına ve STK’lara tüm ayrıntısıyla sunulması gerekirken bu arada yasa değiştirilmiş, “Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği”nde uygulanacak planın birinci dereceden muhatabı ilçe halkına karşı hiçbir sorumluluk ve yükümlülük bırakılmamıştır. Hazırlanan plandan yarım yamalak haber vermek bile bir keyfiyet meselesi olmuştur ve Adalar’ın CHP’li belediye yönetimi bu karartmayı kullanmıştır.

1/5000 ölçekli planda saklı duran karartma 1/1000 ölçekli planda iyice ortaya çıkmış, Belediye’nin saydam ve aydınlatıcı davranmayışının nedeninin de bu olduğu anlaşılmıştır. Gizlenen planın Adalar’ın nüfusunu ve yapı stoğunu en az iki katına çıkartacak nitelikte olduğu basına yansıyınca, bir komedi sahnesi daha oynanmış, konuyu haber yapan Hürriyet Gazetesi’ne Adalar Belediyesi Başkanı Atilla Aytaç CNN kanalından cevap vererek yapılan planın “korumacı” bir plan olduğunu savurmuş ve hatta Belediye’yle Belediye’nin bendesi Kent “KonŞeysi” arasında mekik dokuyan birisi de Belediye Başkanı’nı bu aldatıcı açıklaması nedeniyle tebrik etmeyi bile başarmıştır. O dönemde 1/1000 ölçekli plan henüz açıklanmamıştır ama Adalar Belediye Meclisi’nden itirazsız geçmiş, Koruma Kurulu ve ÇŞB’nda onay aşamasında, yani plan askıya çıkarılarak uygulamaya geçilmesinin son aşamasında bulunuyordu.

Basın ve medya üzerinden planın korumacı değil yıkıcı olduğu tartışması kamuya yansımış olduğu için içine girdiği zor durumu kurtarmak isteyen Adalar Belediyesi yönetimi planlar hakkında Belediye’de toplantı düzenleyeceğini ilan etmiş, yapılan birkaç toplantıda planı hazırlayan şirketin temsilcisi ve bir takım Adalılar plan hakkında bilgi almış, bu arada asla son şekli olmayan 1/1000 ölçekli plan paftaları dolaşıma girmiştir. Hatta konuya ilgisiz Kent “KonŞeysi” yönetimine rağmen bir çalışma grubu eleştirel bir rapor hazırlayıp raporun Belediye’ye sunulmasını sağlamış, Belediye ise “halkın gazını al” teatrosunun son sahnesi olarak bu raporu, planı hazırlayan Ege Plan şirketine ilettiğini ilan etmiştir. Ya siz ne bekliyordunuz bu tiyatrodan? Belediye Meclisi hep birlikte zaten planı onaylamış, İBB, Koruma Kurulu ve ÇŞB’nın onayına sunmuştur ve planın bu haliyle onaylanmasını beklemektedir. Belediye eleştirileri haklı bulup planı geri çekecek, yıkıcı değil koruyucu yeni bir plan mı yapacaktı? Bu Belediye’den bunu beklemenin ham hayal olacağını, teatronun bu son sahnesinden sonra herhalde herkes anlamıştır. Türkiye’de belediye yönetimleri hangi siyasi partiden olursa olsun aynen hükümetler gibi betonlaşmadan ve inşaat hacminin artmasından yana çalışır, gerisi süsleme ve aldatmacadır. İstisna bir iki belediye yönetimi çıkacak olursa onun da sonu getirilir.

Onaya gönderilen halleri olmasa dahi 1/1000 ölçekli plan paftalarında ve plan notlarında Adalar’da inşaat hacminin en az iki katına çıkarılacağı açıkça görülmüştür ve bunun da temelinde elbette 1/5000 ölçekli plan yatmaktadır. Kısacası Adalar Belediyesi yönetimi yapacağını zaten yapmıştı, geriye sadece ÇŞB ve Koruma Kurulu onayı kalmış oluyordu. İAKTVKD bunun üzerine Koruma Kurulu’na, üniversite düzeyinde hazırlanacak bir uzman raporuyla SİT alanını tehdit eden tehlikeye dikkat çekmeyi ve Koruma Kurulu’ndan rapor doğrultusunda bu planı onaylamak yerine revize edilmesi gereğiyle Adalar Belediyesi’ne geri gönderilmesini istemiştir. Elbette düzgün uzmanların çalıştığı her üniversiteden böyle bir rapor istenebilirdi ama derneğimiz İAKTVKD tarafından, İBB’nin hazırlayıp yürürlüğe koyduğu 1/5000 ölçekli plandan önce 1994 yılında Adalar Belediyesi’nin MSGSÜ’ne hazırlatmış ve onaylanmış ve hatta 1/1000 ölçekli plan için çalışmalara bile başlamış bir üniversiteyi Koruma Kurulu’na sunulacak rapor için seçmenin doğru olacağı düşünülmüştür. Nitekim İAKTVKD böyle bir raporun hazırlanmasını bu üniversiteden istemiş ve rektörlüğün oluruyla MSGSÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Başkanı Prof. Dr. Gülşen Özaydın başkanlığında hızla çok doğru bir rapor hazırlanmış ve İAKTVKD tarafından Koruma Kurulu’na sunulmuştur. Bu raporu bu yazının ekinde okuyabilirsiniz. [Ek-2]

Koruma Kurulu bu rapora yanıt vermemiştir ama buna gerek kalmadan 8. İdare Mahkemesi 1/1000 ölçekli planın temelini oluşturan (ve oradaki yapılaşma yoğunluğunu da hazırlayan) 1/5000 ölçekli planın Adalar’ın felaketini hazırlayan hükümlerini iptal etmiştir. Bundan sonra artık yanlışları düzeltilmiş bir 1/5000 ölçekli plana uygun olarak yeni bir 1/1000 ölçekli plan hazırlanması gerekecektir.

Bu aşamadan sonra yapılması gereken yepyeni bir 1/5000 ölçekli plan hazırlamak olmamalıdır. Yapılması gereken 1/5000 ölçekli planın korumacı doğru yanlarını aynen bırakıp, aradan geçen 7 yıl içinde yapılan ve dava konusu olan, İBB’nin ve ÇŞB’nın korumacı olmak yerine yıkıcı olan yamalarını ortadan kaldırmak ve MO’nın dava konusu olan ve mahkemenin iptal ettiği temel yanlışlara yer vermeyen, İAKTVKD’nin sürmekte olan 1/5000 ölçekli planla ilgili davasında işaret edilen yanlışları da ortadan kaldıran korumacı bir 1/5000 ölçekli plan, gerçek anlamıyla bir KANİP (Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı) hazırlanması olmalıdır.

İBB başka bir arayış, başka bir çözüm içinde

Oysa İBB şimdi ilan ettiği şekliyle yepyeni bir 1/5000 ölçekli plan çalışması içine girmiş ve bu çalışma için sadece kamu kurum ve kuruluşlarının “görüşü”nü istemiştir, Adalar ilçesi halkı, hatta bütün bir İstanbul kamuoyu plan çalışmasının dışında kalmıştır. İBB bunu yaparken “Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği”ne işaret etmiştir. Bu yönetmeliğin değiştirilmiş yeni hali eski halinden farklıdır ve yeni haliyle her türlü saydamlık ve kamu (herkes) için yapılan planın kamu (herkes) tarafından bilinip tartışılması ve tartışmanın sonuçlarının plan yapımında gözetilmesini engelleyicidir. “Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği”nin konuyla ilgili maddesi şöyledir:

Planlama ilkeleri ve esasları” bölümünde MADDE 14 – (1) Mekânsal strateji planlarında; … e) Planlamayı etkileyecek ve planlamadan etkilenecek kamu kurum ve kuruluşları, kalkınma ajansları, üniversiteler, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, meslek odaları ve özel sektör temsilcilerinin katılımı ile farklı uzmanlık alanlarını içeren çok disiplinli bir yapıda hazırlanması, … esastır.

Bu ifadede iki şey dikkati çekmektedir: Birincisi yönetmeliğin eski halinde bulunan planlamanın en az iki kez halka açık bir şekilde sunulması ve tartışmaya açılması kaldırılmıştır. İkincisi: “esastır” yüklemiyle, planı hazırlayanların planı en saydam şekliyle kime açacağı ve plan yapımında “çok disiplinli yapıya” kimi davet edeceği ya da etmek zorunda olduğu açık (sarih) değildir. İlkel olmayan, gelişmiş bir kamu anlayışında Adalar İlçesi İstanbul İli’nin tamamlayıcı bir parçası olduğu için planlamada kamu tüm İstanbul’dur (hatta tüm Türkiye’dir, hatta bu dahi genişletilebilir çünkü çevre korunumuyla ilgili her konuda sadece yurttaşların tümünün değil turist olanların bile başvuru, şikâyet, itiraz ve dava açma hakkı vardır). Dolayısıyla ilkel olmayan, gelişmiş, çağdaş bir kamu anlayışında ve kamu yönetiminde yapılacak plan çalışması İstanbul’daki ya da Adalar’daki sadece “kamu kurum ve kuruluşları”na (yani yalnızca belediyeler ve devlet kurumlarına vb.) değil tüm üniversitelere, tüm meslek odalarına ve sivil toplum kuruluşlarına en saydam şekliyle sunmayı, tartışmaya ve “görüş”lere açılmayı gerektirir. Böyle olması halinde plan yapımı kapalı kapılar ardında olamayacağından, basın ve medya aracılığıyla (eğer gelişmiş ve çağdaş anlamda bir basın ve medya varsa) tüm kamuoyu planlama sürecine bilgilendirilmiş olarak eleştirel düşüncesiyle dahil olmuş olur. Yönetmelikte ifade edilen “özel sektör temsilcileri”nin ne olduğunu anlamak mümkün değildir çünkü meslek odaları zaten ifade edilmiştir ve üstelik en geniş kamuoyu içinde özel sektör bileşenleri de zaten vardır. Öte yandan buraya kadarki gereklilik bu işin ilk adımıdır. İlkel olmayan şekli içinde böyle bir planlama çalışması tartışma ve önerileri dikkate almalı ve plan çalışmasının en önemli ayağı olarak bu önerilerin hangilerinin hangi nedenle planlamaya dahil edildiğini, hangi nedenle hangilerinin dahil edilmediğini kamuya açıklamalıdır. Bu olmadığı sürece dillere pelesenk “katılım” lafı sadece laftan ibarettir ve halkı oyalama ve aldatma işlevinden başka birşey değildir ve en geç Özal’ın ANAP’ı döneminden beri bütün siyasetçilerin kullandığı bir numaradır, ucuz eleştirmecilerin olduğu kadar, “katılım” ve “katılımcı” sloganı sahiplerinin de halkı, kamuyu oyalamasından öte bir anlam taşımaz. Yukarda anlatılan Adalar Belediyesi yönetiminin 1/1000 ölçekli plan teatrosu da zaten aynen böyle oynanmıştır. Şimdi soru İBB’nin 1/5000 ölçekli plan çalışmasında neyi sahneleyeceğidir ama zaten plan çalışmasına “görüş” bildirmeye yalnızca ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının davet edilmesiyle plan çalışmasının saydam olmayacağı, son derece sınırlı ve saklı tutulacağı anlaşılmıştır.

Öte yandan birçok yerde olduğu gibi bu yönetmelikte de sözü edilen STK’ların ne olduğunun bilinmiyor olması ayrı bir önemli konudur. STK herkesin kendi tanımına kalmış bir şey değildir. STK yasa ve yönetmeliklerde tanımlanmıştır, tıpkı yurttaşın ve yurttaşlık haklarının tanımlanmış olduğu gibi. Üstelik birey olarak her yurttaş bu yönetmelik maddesinde sayılan tüm kurum ve kuruluşlardan ve STK vesaireden çok daha temel ve hepsinin üstünde bir konumdadır. Kısacası yapılan planlama çalışmasında temel olan da tüm bilgi edinme, eleştirme ve itiraz haklarıyla birinci dereceden bireylere aittir. İlkel kamu zihniyetinde bu anlayış yerine zorba devlet refleksi geçerli olduğu için bizim ülkemizde güç ve öncelik hiyerarşisi tersine, baş aşağı kurulmuştur, ayaklar yukardadır ve kendilerini güç sahibi olarak devreye sokup sırasıyla önce bireyi, sonra STK’ları sonra ters hiyerarşi sırasına göre diğerleri dışlanır. STK konusuna devamla, STK dernek ya da vakıf niteliğindeki kuruluşlar ve bunların ortaklaşa olarak kurdukları tüzel kişilikleri olan platformlardır. O halde en azından yukardaki yönetmelik gereği plan çalışması bu kuruluşlara da en açık şekilde bildirilmek zorundadır. Ülkemizde olduğu gibi Adalar ilçesinde de bağlayıcı bir tüzüğü olmadan oluşan toplantı grupları STK değildir, kendilerini öyle sanıyor olmaları ve bazen de aldatma oyunlarında bu şekilde kullanılıyor olmaları, yapılarıyla ilgili gerçeği değiştirmez, yanılsama kalır. Bundan kimsenin gocunmasına da gerek yoktur, bireyin temel olduğu gerçeğinden hareketle yurttaşlar kendilerini her zaman göğsünü gererek ortaya koyabilir, yasal olarak da buna hakkı vardır ama kamu kurumları kimi zaman aynen STK’lara da yaptığı gibi kişinin hakkını yokuşa sürebilir.

Sonuç olarak Adalar için İBB’nin KANİP çalışmasına “görüş” için davet edilenlerin arasında ne meslek odaları, ne üniversiteler, ne STK’lar, ne kalkınma ajansları, ne de özel sektör temsilcileri vardır, hatta Adalar İlçesi Kaymakamı bile listede yoktur (her halde İstanbul Valiliği yeterli görülmüştür) ama tuhaf bir şekilde yeni bir moda olarak muhtarlar vardır. Elbette “görüş” istenmeyen tüm bu kuruluşların ve Adalıların ve İstanbulluların neyin planlanmakta olduğunu bilmek hakkı vardır çünkü hiçbir kamu işi kamudan gizli yapılamaz, bir takım askerî ve çok özel güvenlik konuları hariç ama Adalar’ın KANİP planı böyle askerî nitelikte stratejik bir plan değildir.

O halde buyrun Adalılar, buyrun İstanbullular sizin için yapılmakta olan plan çalışmasını en ince ayrıntısına kadar bilme hakkınızı kullanın, plan hakkındaki görüşlerinizi de herkese açık bir şekilde bildirin. Üstelik İBB’nin davet ettiği kuruluşların bildireceği “görüş”lerin de herkese ilan edilmesi, herkes tarafından bilinmesi gerekir. Ve nihayet herkes görüş ve eleştirilerin plana niçin işlenmediğini ilgili karar gerekçeleriyle birlikte ilan edilmesini istemelidir. Çağdaş bir kamu, çağdaş bir kamuoyu ancak böyle olur, çağdaş bir kamu yönetimi ancak böyle kurulabilir.

İAKTVKD’nin şu anda bu meseleye yapabileceği katkı 1/5000 ölçekli planda bulduğu yanlışları, dava konusu olarak gerekçelendirilişlerini ve MSGSÜ uzmanlarına hazırlattığı ve Koruma Kurulu’na sunduğu raporu herkese açmak olacaktır. Bunları bu yazının ekinde okuyabilirsiniz.

Arif Çağlar

(İAKTVKD Başkanı)


EK’ler:

1. İAKTVKD’nin 1/5000 ölçekli Adalar Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı’yla ilgili 13.03.2012 tarihli dava dilekçesi (6 sayfa)

2. İAKTVKD’nin 27.11.2017 tarihinde Adalar 1/1000 ölçekli planla ilgili olarak Koruma Kurulu’na sunduğu MSGSÜ raporu (8 sayfa)


3. İBB’nin Adalar 1/5000 ölçekli KANİP için 11.06.2018 tarihli görüş bildirim çağrısı (1 sayfa)

Older Posts »

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: